1950 Türkiye genel seçimleri
| |||||||||||||||||||||||||
Türkiye Büyük Millet Meclisi toplam 487 sandalyesi var Çoğunluk için 244 sandalyeye ihtiyaç vardı | |||||||||||||||||||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| |||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||
1950 Türkiye genel seçimleri, 14 Mayıs 1950 tarihinde düzenlenen ve TBMM 9. dönem milletvekillerinin belirlendiği seçim. "Gizli oy , açık tasnif" yönteminin ilk kez uygulandığı 1950 seçimleri, Türkiye tarihinin ilk demokratik seçimi olarak kabul edilir. 1946 genel seçimlerinden sonra, Cumhuriyet tarihinde tek dereceli olarak düzenlenen ve birden fazla partinin katıldığı ikinci milletvekilliği genel seçimidir.[1]
Liste usulü çoğunluk sisteminin uygulandığı seçimlerde oyların yaklaşık yüzde 55'ini alan Demokrat Parti kazandığı 416 milletvekilliğiyle TBMM'deki sandalye sayısının yaklaşık yüzde 85'ini elde etti. Bu seçimlerle Cumhuriyet Halk Partisi'nin 27 yıllık iktidarı da sona erdi. Türk siyasi tarihinde iktidarın ilk kez “barış havası” içinde ve halkın arzusuna uyarak “sükunetle” el değiştirdiği 14 Mayıs 1950 seçimleri, "Beyaz İhtilal" olarak da adlandırılır.[1]
Arka plan
Ocak 1946'da kurulan Demokrat Parti'nin (DP) yurt düzeyinde örgütlenmesini tamamlayamadan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) meclis grubu erken seçim kararı almıştı. Temmuz 1946'da yapılan tek dereceli seçimlerde açık oy, gizli sayım yöntemi iktidarın seçim sonuçlarını çarpıtmasını kolaylaştırmıştı. Seçimlerde CHP'nin 395, DP'nin 66 milletvekilliği kazandığı açıklanmıştı.[1]
Seçimlerin ardından hükümeti kurmakla görevlendirilen Recep Peker, 1946'da 7 Eylül Kararları'nı alarak daha liberal bir ekonomi politikasına yöneldi. Bununla birlikte devam eden demokratikleşme süreci Peker'in muhalefete karşı sert tutumu yüzünden aksadı. DP I. Kongresi'nde (10 Ocak 1947) Anayasa'ya aykırı kanunların kaldırılması, yeni bir seçim yasasının hazırlanması, Cumhurbaşkanı'nın tarafsız olması istendi. Bu koşullar gerçekleştirilmezse DP meclis grubunun "sine-i millet"e dönmesine karar verildi. Gerilimi yatıştırmak isteyen Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Başbakan Recep Peker ve DP Genel Başkanı Celal Bayar arasında barışı sağlamak için bir dizi görüşmeler yaptı ve yayımladığı 12 Temmuz Beyannamesi ile DP'ye bundan böyle baskı yapılmayacağına dair güvence verdi. Peker'in siyaseti CHP içindeki ılımlılardan oluşan "35'ler" diye bilinen grup tarafından eleştirilmeye başlandı. İnönü'nün de desteğini yitiren Peker başbakanlıktan ayrılmak durumunda kaldı.[1]
Yeni hükümeti Eylül 1947'de Hasan Saka kurdu. Saka hükümetinin muhalefetle ilişkileri daha ılımlı oldu. Muhalefetin antidemokratik bulduğu bazı yasalar değişti; Muhalefetin eleştirdiği Köy Enstitüleri'nin klasik öğretmen okulu yapısına dönüştürülmesi girişimleri başlatıldı, valilerin il başkanlığı yapma uygulamasına son verildi ve cumhurbaşkanlığı ile parti başkanlığı ilişkisinin gevşetilmesi bizzat İnönü tarafından savunuldu.[1]
Partiler arasındaki ılımlı hava, muhalefet partisi DP içinde huzursuzluğa neden oldu. CHP'ye karşı sert siyaset izlenmesini isteyen Kenan Öner, Sadık Aldoğan, Hikmet Bayur DP yöneticilerini muvazaa (danışıklı davranma) ile suçladılar. Parti içi bölünme bu grubun ayrılarak Millet Partisi'ni kurmasına yol açtı (Temmuz 1948). Mareşal Fevzi Çakmak'ın fahri başkanı olduğu partinin ilk başkanı Hikmet Bayur oldu. MP'nn kurulmasıyla DP meclis grubu 31'e geriledi. DP bu süreçte dağılmamak için siyasetini sertleştirmeye başladı. DP'nin II. Kongresi'nde (20-25 Haziran 1949) I. Kongre'deki istekler yinelendi, seçim yasasının değiştirilmesi öncelikle istendi. Kongrede alınan karara göre oylar iktidar tarafından değiştirilirse, seçim hilelerine başvurulursa vatandaşlar meşru müdafaa durumunda olacaklar, CHP yönetimi "milletin husumetiyle" karşılaşacaktı. CHP iktidarının "Millî Husumet Andı" adını taktığı bu karara rağmen hükümetle ilişkiler yumuşadı.[1]
Seçim yasası
Seçim kanunu, uzun çalışmalar sonucu CHP ve DP’nin uzlaşmasıyla 16 Şubat 1950 tarihinde yeniden düzenlendi. Bu seçim kanunu, tek dereceli, eşit ve gizli oy, açık tasnif ve her ilin bir seçim çevresi kabul edildiği liste usulü çoğunluk sistemi (çok oy alanın seçilmesi) ilkelerine dayalı, yargının denetim ve yönetiminde bir seçim sistemi getirmekteydi. Bu seçim kanununa göre 22 yaşını bitiren her Türk vatandaşı seçme, 30 yaşını bitiren her Türk vatandaşı da seçilme hakkına sahipti.[1]
Yeni seçim yasası, getirdiği tek dereceli, gizli oy açık sayım ve çoğunluk sisteminden başka; en az beş ilden aday gösterebilen partilerin radyodan yararlanmalarını, Yüksek Seçim Kurulunun oluşturulmasını, seçimlerin yargıç güvencesi altında yapılmasını, idare amirleri, memurların, askeri kişilerin ve milletvekillerinin görev yaptıkları yerin seçim bölgesindeki seçim kurullarına seçilememeleri, siyasi parti ve bağımsızların sandık başlarında gözlemci bulundurabilmeleri, oyların kapalı yerde verilmesi, seçim sonuçlarının hemen açıklanması, kazanan adayların listesinin asılması, oy pusulalarının Sulh Hukuk Mahkemelerinde korunması ve TBMM ya da Yüksek Seçim Kurulu’nun isteği olmaksızın nakledilememesi, 11 kişiden oluşacak olan Yüksek Seçim Kurulu’nun 6 üyesinin Yargıtay, 5’ininde Danıştay üyeleri arasından gizli oyla seçilmesi gibi yenilikler getirmekteydi.[1]
Sonuçlar
Ilımlı bir siyaset ortamında yapılan 14 Mayıs 1950 seçimleri, CHP için büyük bir yıkım oldu. DP'nin üstünlüğüyle sonuçlanan seçimler sonunda CHP 27 yıllık iktidarını yitirdi. Liste usulü çoğunluk sistemi nedeniyle, oyların yüzde 55'ini alan DP kazandığı 416 milletvekilliğiyle TBMM'nin yüzde 85'ini elde ederken, buna karşın CHP yüzde 40 oy oranıyla kazandığı 69 milletvekilliğiyle TBMM'nin ancak yüzde 14'ünü elde edebildi. MP ve Bağımsızlarsa 1'er milletvekiliyle TBMM'ye girdiler. DP listelerinden bağımsız olarak seçimlere giren 5 aday (Ali Fuat Cebesoy (Eskişehir), Halide Edib Adıvar (İzmir), Hamdullah Suphi Tanrıöver (Manisa), Nadir Nadi (Muğla), Sinan Tekelioğlu (Seyhan)) milletvekili seçildi. Seçime katılım oranı %89,3 olarak gerçekleşti. 63 seçim çevresinden 52'sinde DP, 10'unda CHP, 1'inde de Bağımsızlar birinci oldu.[1]
22 Mayıs 1950'de Celal Bayar Türkiye'nin üçüncü cumhurbaşkanı seçildi. Aynı gün Adnan Menderes başkanlığındaki ilk DP hükümeti de kuruldu. Celal Bayar'dan boşalan DP genel başkanlığına da 9 Haziran Adnan Menderes getirildi.[1]
1950 genel seçimlerinin sonuçları:
| Parti | Oy | % | Sandalye | +/– | |
|---|---|---|---|---|---|
| Demokrat Parti | 4,241,393 | 53.3 | 408 | +344 | |
| Cumhuriyet Halk Partisi | 3,176,561 | 39.9 | 69 | –326 | |
| Millet Partisi | 250,414 | 3.1 | 1 | yeni | |
| Bağımsızlar | 383,282 | 4.8 | 9 | +3 | |
| Geçersiz/boş oylar | – | – | – | ||
| Toplam | 7,953,055 | 100.00 | 487 | +22 | |
| Kayıtlı seçmen/katılım | 8,905,743 | 89.3 | – | – | |
| Kaynak: wiki | |||||