Babıali
Gezinti kısmına atla
Arama kısmına atla
| İstanbul Babıali | |
|---|---|
Babıali | |
| Genel Bilgiler | |
| Yer | İstanbul, Türkiye |
| koordinatlar | 41°00'26.84,n 28°58'29.63,e |
| Dini İnanç | İslam |
| Mimari | |
| Mimarlar | n/a |
| Mimari biçim | Osmanlı |
| İnşaat başlangıç yılı | 1756 |
| Tamamlanma yılı | n/a |
| Özellikler | |
| Uzunluk | n/a |
| Resimler | |
Babıali Osmanlı Devleti zamanı | |
Babıali Osmanlı Devleti Mührü | |
Kısaca
- Bâb-ı Âli veya Babıali, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Sadrazamlık binasına ve daha geniş anlamıyla da Osmanlı hükümetine verilen isimdi. Günümüz Türkçesinde “Yüce Kapı” anlamına gelen bu terim aynen tercüme edilerek diğer dünya dillerine de girmiştir. Cumhuriyet döneminde Babıali binası İstanbul ilinin “Vilayet Konağına” dönüştürüldü ve halen de bu amaçla kullanılmaya devam etmektedir. Babıali'nin bir başka anlamı da Türkiye'nin “basın” dünyasına verilen isimdir
Tarihçe
- Osmanlı Devleti büyüdükçe sadrazamların yetki ve sorumlulukları arttı.Sadrazamlar Topkapı Sarayı'na yakın olması bakımından İstanbul'un bugünkü Eminönü ilçesindeki (Cağaloğlu) semtinde yaptırılan konaklarda oturmaya başladılar. 1756 yılında Sultan III. Osman tarafından bu semtte yaptırılan Sadrazamlık konağı ilk bilinen resmi nitelikteki Sadrazamlık binasıdır. Bina (1755, 1808, 1826 ve 1839 yıllarında tamamen, 1878 ve 1911) yıllarında ise kısmen yandı. Her seferinde yeniden inşa edildi. İlk önceleri binaya “Paşa Kapısı” ve “Bâb-ı Âsafi” deniyordu.
- 1808 yılında (Alemdar Mustafa Paşa)'nın sadrazamlığı sırasına çıkan ayaklanma sırasında binada olan patlama sonucu bina gene kül olunca, yeniden yaptırılan binaya dönemin padişahı II. Mahmut’tan dolayı Mahmud-ı Adli dendi. Bu isim zamanla (Bâb-ı Adl ya da Bâb-ı Adli) isimlerine, 19. yüzyılın ikinci yarısında da (Bâb-ı âli) deyimine dönüştü.
- 1839 yılındaki yangına kadar bina hep ahşap olarak inşa edilmişti. 1844’te bina ilk defa olarak (Stefan Kalfa) tarafından kargir olarak inşa edildi. Ayrıca o tarihten sonra bina sadrazamın yaşadığı yer olmaktan çıkarılarak tamamen bir devlet dairesi durumuna geldi. daha sonra yangınlar ve tamirler sonucu değişikliklere uğramakla birlikte günümüze kadar gelen binanın esasını oluşturmaktadır.
- 1878'deki yangında Şura-yı Devlet Dairesi, Ahkam-ı Adliye Dairesi, Dahiliye ve Hariciye nezaretleri tamamen yandı ve yeniden inşa edildi. 1910 yılında Babıali'ye küçük bir yapı eklendi. 1911 yılındaki yangında gene Şura-yı Devlet ve Dahiliye Nezareti ile Mektubcu, Teşrifatçı, Beylikçi, Sadaret Kalemi daireleri ve Vakanüvis daireleri tamamen yandı. Bu en son yangında zarar gören bölümler o zamanlar tek bir bina olan Babıali'nin orta bölümünü oluşturuyordu. Yangından sonra bu orta bölüm tekrar eski haline getirilmeyerek ortadan kaldırıldı. Böylece Babıali ilk defa olarak 2 binaya ayrılmış oldu.
Babıali Baskını
- Bab-ı Âli Baskını, 23 Ocak 1913'te, Balkan Savaşı'nın yenilgiyle sonuçlanacağının anlaşıldığı günlerde Bulgar orduları Edirne ve Çatalca önlerindeyken yapıldı. İttihat ve Terakki Fırkası'nın önde gelen ismi “Binbaşı Enver”, yanında çalıştığı Harbiye Nazırı Nazım Paşa'nın makamını, yanında fırkanın silahşörlerinden Yakup Cemil ve adamları olduğu halde bastı. Baskında Nazım Paşa öldürüldü. Daha sonra Sadrazam Kamil Paşa'nın makamına giden baskıncılar, sadrazamı silah zoruyla istifaya zorladılar. Bu olay İttihat ve Terakki'nin yönetime el koymasına giden yolu açtı. Osmanlı İmparatorluğu'nun (1914)'te I. Dünya Savaşı'na Almanya safında girişi ve dağılmasına giden gelişmeler zinciri de böyle başlamış oldu..