Müslüman
Jean-Leon Gerome tarafından yapılan tablo 1865 Kahire'de dua eden Müslümanlar | |
| Toplam nüfus | |
|---|---|
| 1.8 milyar dünya çapında (2015 tahmini) | |
| Kurucu | |
| Muhammed | |
| Önemli nüfuslu bölgeler | |
| Endonezya | 227,226,404 |
| Pakistan | 197,547,566 |
| Hindistan | 189,000,000 |
| Bangladeş | 148,607,000 |
| Nijerya | 95,316,131 |
| Mısır | 87,336,965 |
| İran | 81,529,435 |
| Türkiye | 80,683,525 |
| Çin | 50,000,000 |
| Cezayir | 40,559,749 |
| Irak | 38,800,190 |
| Etiyopya | 35,713,657 |
| Afganistan | 34,022,437 |
| Fas | 33,646,788 |
| Sudan | 30,490,000 |
| Yemen | 27,784,498 |
| Suudi Arabistan | 27,143,182 |
| Özbekistan | 26,550,000 |
| Malezya | 19,237,161 |
| Suriye | 18,930,000 |
| Dünyanın geri kalanı | 287,230,000 |
| Dinler | |
| 65–75% Sünni İslam 10–13% Şii İslam | |
| Kutsal Kitap | |
| Kuran | |
| Diller | |
| Arapça, Bengalce, Hintçe, Urduca, Punjabi, Türkçe, Javanese, Hausa, Endonezya Farsça, Sundanese, Müslüman dünyasının diğer dilleri | |
Müslüman, İslam dinine mensup kişi demektir. Tek tanrılı bir İbrahim dini olan İslam'ı takip eden veya uygulayan kişidir. Müslümanlar, Kur'an-ı Kerim'i, onların kutsal kitabını, İslam peygamberi ve elçi Muhammed'e açıkladığı gibi, Tanrı'nın sözlü/sözleri olarak görürler. Müslümanların çoğunluğu, geleneksel açıklamalarla (hadis) kaydedilen Muhammed (sünneti) öğretilerini ve uygulamalarını da takip eder. "Müslüman", (Tanrı'ya) "teslim" anlamına gelen bir Arapça sözcüktür.
İslam'ın şartları
Kelime-i Şehâdet ve zekât dışında, İslam'ın şartlarında da Sünni ve Şiî mezhepleri arasında farklılıklar vardır. Bunun temel sebebi, İslamiyet'in siyasi ayrışma döneminde Sünni ve Şiî din âlimlerinin yorum farklılıklarıdır.[1]
Sünnî mezhebine göre
- İmanın şartları: 6
- İslamın şartları: 5
- Namazın farzları: 12
- Abdestin farzları: 4
- Guslün farzları: 3
- Teyemmümün farzları: 2
- Toplam: 32 farz
Toplam 32 farz buradan gelmektedir. Müslümanların yerine getirmesi gereken farzların 32 tane olduğu İslam Alimleri tarafından akıllarda kolayca kalması için toplu halde bir araya getirilmişlerdir. Bunlarda 32 Farz olarak bilinmektedir. Bu farzların açıklamaları ayrıntılı bir şekilde aşağıdadır.[1]
İmanın Şartları
- Allah'ın birliğine inanmak
- Meleklere inanmak
- Kitaplara inanmak
- Peygamberlere inanmak
- Ahiret hayatına inanmak
- Kaderin, hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine inanmak
İslamın Şartları
- Kelime-i Şehadet getirmek
- Namaz kılmak
- Oruç tutmak
- Zekat vermek
- Hacca gitmek
Namazın Dışındaki Farzları
- Hadesten tahâret
- Necâsetten tahâret
- Setr-i avret
- İstikbâl-i kıble
- Vakit
- Niyet
Namazın İçindeki Farzları
- İftitah tekbiri
- Kıyam
- Kıraat
- Rükû
- Secde
- Ka'de-i ahîre
Abdestin Farzları
- Yüzünü yıkamak
- Ellerini dirsekleriyle beraber yıkamak
- Başının dörtte birini meshetmek
- Ayaklarını topuklarıyla beraber yıkamak
Guslün Farzları
- Ağzına su vermek
- Burnuna su vermek
- Bütün bedenini yıkamak
Teyemmümün Farzları
- Niyet etmek
- İki elin içini temiz toprağa sürüp, yüzün tamamını mesh etmek. Tekrar elleri temiz toprağa vurup, önce sağ ve sonra sol kolu mesh etmek.
Şiî mezhebine göre
Günümüzde Şiî mezhebi; "Zeyd’îyye" (Beşçiler), "İmâmiye-i İsnâ‘aşer’îyye" (Onikicilik/On İki İmâmcılık) ve "İsmâil’îyye" (Yedicilik) olmak üzere üç ana mezhebe ayrılır.
Furu al-Din 10 Şart (İmâmiye-i İsnâ‘aşer’îyye)
Veçh-i Din 7 Şart (İsmâil’îyye)
İman'ın şartları
Sünnî mezhebine göre
- Allah'ın tek yaradan olduğuna inanmak.
- Allah'ın meleklerine inanmak.
- Allah'ın kitaplarına inanmak.
- Allah'ın peygamberlerine inanmak.
- Ahiret gününe inanmak.
- Kaza ve kadere (hayrına ve şerrine) inanmak.[1]
Şiî mezhebine göre
Usul al-din (İmamiyye-i İsnaaşeriyye)
İslamda Müslüman
Müslüman ,"itaat eden, boyun eğen, bağlanan, bir şeye teslim olan, esenlikte kalan" anlamlarına gelir. Terim olarak, "yüce Allah'a itaat eden, Hz. Peygamber'in din adına bildirmiş olduğu şeylerin hepsini kalp ile tasdik edip dil ile söyleyen, inandıklarını yaşayan, sözleri ve davranışları ile kabul edip benimsediğini gösteren" kişi demektir.[2]
Kur'ân
Kur'ân-ı Kerîm'de iman ile İslâm, bazan aynı bazan farklı anlamda kullanılmıştır. İman ile İslâm aynı anlamda kullanılırsa bu durumda İslâm kelimesi, İslâm'ın gerekleri olan hükümlerin dinden olduğuna inanmak, İslâm'ı bir din olarak benimsemek ve ona boyun eğmek mânasına gelir. İslâm çok geniş bir kavramdır ve teslimiyet demektir. Teslimiyet ise üç türlü olur. Ya kalben olur ki, bu kesin inanç demektir. Ya dille olur ki, bu da ikrardır. Ya da organlarla olur ki, bunlar da amellerdir. İşte İslâm'ın üç şeklinden biri olan kalbin teslimiyetine ve bağlılığına iman denilir. Şu âyette iman ile İslâm aynı anlamda kullanılmaktadır: "...Ancak âyetlerimize inanıp da teslim olanlara duyurabilirsin" (en-Neml 27/81). Eğer iman ile İslâm aynı anlamda kullanılırsa, o zaman her mümin müslimdir, her müslim de mümindir.[2]
İman ile İslâm'ın farklı kavramlar olarak ele alınması durumunda her mümin, müslim olmakta, fakat her müslim, mümin sayılmamaktadır. Çünkü bu anlamda İslâm, kalbin bağlanışı ve teslimiyeti değil de, dilin ve organların teslimiyeti, belli amellerin işlenmesi demektir. Bu durumda İslâm daha genel bir kavram, iman daha özel bir kavram olmaktadır. Meselâ münafık, diliyle müslüman olduğunu söyler, buyrukları yerine getiriyormuş izlenimi verir, fakat kalbiyle inanmaz. Münafık gerçekte inanmadığı halde, dünyada müslümanmış gibi gözükebilir. Şu âyet-i kerîmede iman ile İslâm ayrı kavramlar olarak geçmektedir: "Bedevîler inandık dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama boyun eğdik deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi..." (el-Hucurât 49/14).[2]
Olası Konu Başlıkları
- Türkiyedeki Müslümanlar
Kaynakça
- ↑ 1,0 1,1 1,2 tr viki. "wiki sayfası sürümü". 13 June 2018 Alınmıştır.
- ↑ 2,0 2,1 2,2 "T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Soru Cevap Müslüman Nedir". 2 Ekim 2012 tarihinde erişilmiştir.