Sultanahmet Camii
| İstanbul Sultan Ahmet Camii | |
|---|---|
Sultan Ahmet Camii | |
| Genel Bilgiler | |
| Yer | İstanbul, Türkiye |
| koordinatlar | 41°00'26.84,n 28°58'29.63,e |
| Dini İnanç | İslam |
| Mimari | |
| Mimarlar | Sedefkar Mehmet Ağa |
| Mimari tür | Cami |
| Mimari biçim | Osmanlı |
| İnşaat başlangıç yılı | 1609 |
| Tamamlanma yılı | 1616 |
| Özellikler | |
| Uzunluk | 45 metre |
| Kubbe sayısı | 30 |
| Minare sayısı | 6 |
| Minare yüksekliği | 45 m |
| Resimler | |
Sultanahmet Camii Kubbesi İznik çinisiyle bezenmiştir | |
Sultanahmet Camii İç görünüm | |
Kısaca
Sultan Ahmet Camii 1609&1616 yılları arasında sultan (I. Ahmet) tarafından Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa'ya yaptırılmıştır. Cami Mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve yarım kubbeleri ve büyük kubbesinin içi de gene mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslenmiştir Ayasofya'nın 1934 yılında camiden müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul'un (Ana camii) konumuna ulaşmıştır.
- Aslında Sultan Ahmet Camii külliyesiyle birlikte, İstanbul’daki en büyük yapı komplekslerinden biridir. Bu külliye bir cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkânlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır. Bu yapıların bir kısmı günümüze ulaşamamıştır.
Yapının mimari ve sanatsal açıdan dikkate sayan en önemli yanı, (20.000)'i aşkın İznik çinisiyle bezenmesidir. Bu çinilerin süslemelerinde sarı ve mavi tonlardaki geleneksel bitki motifleri kullanılmış, yapıyı sadece bir ibadethane olmaktan öteye taşımıştır. Caminin ibadethane bölümü (64 x 72) metre boyutlarındadır. (43) metre yüksekliğindeki merkezi kubbesinin çapı (23,5) metredir. Caminin içi (200)'den fazla renkli cam ile aydınlatılmıştır. Yazıları Diyarbakırlı “Seyyid Kasım Gubarî” tarafından yazılmıştır. Çevresindeki yapılarla birlikte bir külliye oluşturur ve Sultanahmet, Türkiye'nin altı minareli ilk camiisidir.
Tarihçe
Tasarım
- Sultanahmet camiinin tasarımı (Osmanlı cami mimarisi) ile Bizans kilise mimarisinin (200) yıllık sentezinin zirvesini oluştumaktadır. Komşusu Ayasofya'dan bazı Bizans esintileri içermesinin yanı sıra geleneksel (İslami) mimari de ağır basar ve klasik dönemin son büyük camisi olarak görülür. Caminin mimarı, büyük usta Mimar (Sedefkar Mehmet Ağa)'nın "boyutta büyüklük, heybet ve ihtişam" fikirlerini yansıtmada başarılı olmuştur.
Dış Görünüm
- Köşe kubbelerin üstündeki küçük kulelerin eklenmesi dışında, geniş ön avlunun cephesi Süleymaniye Camii'nin cephesiyle aynı tarzda yapılmıştır. Avlu neredeyse caminin (kendisi kadar geniştir) ve kesintisiz bir kemeraltıyla çevrilmiştir. Her iki tarafında Abdesthaneler vardır. Ortadaki büyük altıgen “fıskiye” avlunun boyutları göz önüne alındığında küçük kalır. Avluya doğru açılan dar anıtsal geçit kemeraltından (mimari) olarak farklı durur. Yarı kubbesi kendinden daha küçük çıkıntılı bir kubbe ile taçlandırılmış ve ince sarkıt bir yapıya sahiptir.
- Ağır bir demir “zincir” batı tarafındaki avlu girişinin üst kısmını asılı tutar. Sultan, caminin avlusuna yalnızca at sırtında girebilirdi. Sultan avluya at sırtında girdiği zaman başını zincire çarpmamak için eğerdi. Bu, padişahın bile camiye girerken kendisine çeki düzen vermesi gerektiğini göstermek amaçlı (sembolik) bir eylemdi..
İç Görünüm
- Her katında alçak düzeyde olmak üzere, caminin içi İznik'te (50) farklı lale deseninden üretilmiş (20 binden) fazla çini süsü ile bezenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler gelenekselken, galerideki çinilerin desenleri çiçekler, meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır. (20 binden) fazla çini İznik'te çini ustası (Kasap Hacı) ve Kapadokyalı (Barış Efendi)'nin yönetiminde üretilmiştir. *Her çini başına ödenecek tutar sultanın emriyle düzenlense de çini fiyatı zamanla artmış, bunun sonucunda kullanılan çinilerin kalitesi zamanla azalmıştır. Renkleri solmuş ve cilaları sönükleşmiştir. Arka balkon duvarındaki çiniler 1574'teki yangında zarar gören Topkapı Sarayı'nın hareminden geri dönüştürülen çinilerdir.
- İç kısmın daha yükseklerine (mavi boya) hakimdir, fakat düşük kalitelidir. (200'den) fazla karışık leke desenli cam doğal ışığı geçirir, bugün avizelerle desteklenmişlerdir. Avizelerde devekuşu yumurtası kullanımının örümcekleri uzak tuttuğunun keşfedilmesi örümcek ağlarının oluşumunu engellemiştir. Kuran'dan sözler içeren hat dekorasyonlarının çoğu zamanın en büyük hat sanatçısı (Seyid Kasım Gubari) tarafından yapılmıştır.
- Yerler yardımsever insanlarca eskidikçe yenilenen halılarla kaplıdır. Pek çok büyük pencere geniş ve ferah bir ortam hissi vermektedir. Zemin kattaki açılır pencereler "opus sectile" adı verilen bir döşeme şekliyle dekore edilmiştir. Her kavisli bölüm bazıları ışık geçirmeyen “5 pencereye” sahiptir. Her yarı kubbe (14 pencereye) ve merkez kubbe (4'ü kör) olmak üzere (28 pencereye) sahiptir. Pencereler için renkli camlar Venedik sinyor,undan sultana hediyedir. Bu renkli camların çoğu bugun sanatsal değeri olmayan modern versiyonlarıyla değiştirilmiştir.
- Caminin içindeki en önemli unsur ince işçilikle oyulmuş ve yontulmuş (mermerden) yapılma mihraptır. Bitişik duvarlar seramik çinilerle kaplanmıştır. Gakat çevresindeki çok sayıda pencere onu daha az “ihtişamlı” gösterir. Mihrabın sağında zengin dekore edilmiş “minber” bulunur. Cami en kalabalık halinde dahi olsa herkesin imamı duyabileceği şekilde tasarlanmıştır.
- Sultan mahfili güneydoğu köşesindedir. Bir platform, iki küçük dinlenme odası ve sundurmadan oluşur ve padişahın güneydoğu üst galerideki (locasına) geçişi bulunur. Bu dinlenme odaları 1826'da yeniçerilerin ayaklanması sırasında veziriazamın yönetim merkezi olmuştur.
- Hünkar Mahfili (10 adet mermer) sütunla desteklenmiştir. Zümrüt, gül ve yaldızlarla süslenmiş ve yaldızlarla (100 ade)t Kuran işlenmiş kendi mihrabı vardır.
- Caminin içindeki birçok lamba zamanında “altın” ve diğer değerli taşlarla ve de içinde devekuşu yumurtası ya da “kristal toplar” bulunabilecek cam kaselerle kaplıydı. Bu dekorların tümü ya kaldırıldı ya da yağmalanmıştır..
- Duvarlardaki büyük tabletlerde halifelerin isimleri ve “Kurandan” parçalar yazılıdır. Bunları orijinal haliyle 17. yüzyılın büyük hat sanatçısı Diyarbakırlı (Kasım Gubarım) yapmıştır, fakat yakın zamanda restore edilmek için kaldırılmışlardır..
Minareler
Sultanahmet camii Türkiye'de 6 minaresi olan[4] 3 camiden biridir. Diğer 2 tanesi ise Adana'daki Sabancı Camii ve Mersin'deki Muğdat Camii'dir.[kaynak belirtilmeli] Minarelerin sayısı ortaya çıkınca sultan küstahlıkla suçlanmıştır çünkü o zamanlarda, Mekke'deki Kâbe'de de 6 minare bulunmaktadır. Sultan bu problemi Mekkede olan (Mescidi Haram) camiye yedinci minareyi yaptırarak çözer. Halbüki gerçekte Mekkedeki camii, Sultanahmet camii inşa edilmeden 1 yüzyıl öncesinden beri 7 minareye sahiptir.[kaynak belirtilmeli]
- 4 minare caminin köşelerindedir. Kalem şeklindeki bu minarelerin her birinin (3 şerefesi) vardır. Ön avludaki diğer iki minare ise ikişer şerefelidir.
- Yakın zamana kadar “müezzin” günde 5 kere dar sarmal merdivenleri çıkmak zorunda kalıyordu, bugün ise toplu dağıtım sistemi uygulanıyor ve diğer camilerce de yankılanan “ezan” şehrin eski bölümlerinde de duyuluyor. Türklerin ve turistlerin oluşturduğu kalabalık günbatımı vaktinde, güneş batarken ve “cami” renkli projektörlerle parlak bir şekilde aydınlatılmaya başlarken parkta toplanıp yüzünü camiye vererek akşam ezanını dinliyorlar.
- Cami inşa edildiği dönemlerde uzunca bir süre cuma günleri Topkapı Sarayı'ndakilerin ibadetlerini gerçekleştirdiği mekân olmuştur..