Türk dilleri

Bilgibank, Hoşgeldiniz
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Türk
Etnik kökenTürk halkları
Coğrafi
dağılım
Doğu Avrupa
Kafkaslar
Batı Asya
Orta Asya
Kuzey Asya (Sibirya)
Doğu Asya (Uzak Doğu)
Dil sınıflandırmaDünyanın birincil dil ailelerinden biri
Proto-dilProto-Türk
alt bölümler
ISO 639-5trk
Glottologturk1311[1]
{{{mapalt}}}
  Güneybatı (Oğuz)
  Güneydoğu (Karluk)
  Hece
  Kuzeybatı (Kıpçak)
  Kuzeydoğu (Sibirya)

Türk dilleri Avrasya’nın Türk halkları tarafından Doğu Avrupa, Kafkaslar, Orta Asya ve Batı Asya’dan Kuzey Asya’ya (özellikle Sibirya’da) ve Doğu Asya’dan konuşulan en az otuz beş dilli olan bir dil ailesidir. Türk dilleri, Batı Çin'i kapsayan Moğolistan'a yayılmış Doğu Asya bölgesinde, Proto-Türkçenin, bir tahmine göre, yaklaşık 2.500 yıl önce, Orta Asya'ya genişledikleri ve ilk binyılda Orta Asya'ya ve daha batıya doğru genişledikleri ve konuşulduğu sanılan Türk dilleridir.

Türk dilleri yaklaşık 170 milyon insan tarafından ana dil olarak konuşulur ve ikinci dil konuşanlar dahil olmak üzere toplam Türkçe konuşanlar 200 milyondan fazladır. En fazla konuşulan sayısına sahip olan Türk dili, çoğunlukla Anadolu ve Balkanlarda konuşulan Türkçe'dir; ana dili konuşanlar, tüm türkçe konuşmacıların yaklaşık %40'ını oluşturur.

Türkçenin ünlü uyumu, aglütinasyon ve dilbilgisi cinsiyetinin olmaması gibi karakteristik özellikleri Türk ailesinde evrenseldir. Ayrıca, Türkçe, Azerice, Türkmen, Qashqai, Gagavuz, Balkan Gagavuz Türkçesi ve Oğuzlardan etkilenen Kırım Tatarını içeren çeşitli Oğuz dilleri arasında yüksek derecede karşılıklı anlaşılabilirlik vardır. Sınıflandırma yöntemlerinin çeşitlilik göstermesine rağmen, Türk dillerinin genellikle iki bölüme eşit olarak bölündüğü düşünülmektedir: Tek hayatta kalan üye Çuvaş ve Oğuz dilleri de dahil olmak üzere diğer tüm Türk dillerini içeren Ortak Türkcedir.

Türk dilleri Moğolca, Tungusca, Korece ve Japonca dilleriyle bazı benzerlikler göstermektedir. Bu benzerlikler bazı dilbilimcilere Altay dil ailesi önermeye yöneldi, ancak bu teklif yaygın olarak kabul edilmedi. Uralik dil ailesi ile bariz bir şekilde benzerlikler, bu ailelerin Ural-Altay dilleri hipotezi altında uzun süre bir olarak görülmesine neden olmuştur. Bununla birlikte, bu makro-ailelerin ikisinin de var olduğu sonucuna varmak için yeterli kanıt bulunamamıştır, diller arasındaki paylaşılan özellikler şu anda kapsamlı tarih öncesi dil iletişimine atfedilmektedir.

Tarihçe

Yüzyıllar boyunca Türk dilleri konuşan halklar özellikle Fars, Slav ve Moğol gibi farklı toplumlarla birçok alanda etkileşimde bulunmuşlardır. Geniş bir tarihe yayılan bu etkileşim sürecinden Türk dilleri de önemli oranda etkilenmiş, benzer şekilde de diğer dilleri etkilemişlerdir. Bu yüzden Türk dilleri kümesi ve içindeki dillerin tarihi gelişimleri kimi yönlerden belirsizleştirmiş, bu yüzden Türk dillerinin sınıflandırılmasının birden fazla sistemi oluşmuştur. Günümüzde en genel kabul görmüş sınıflandırma sistemi Samoyloviç'in genetik sınıflandırması olmakla birlikte ayrıntılarda tartışmalar sürmektedir.[2]

Çivi yazılı Sümerce tabletlerdeki alıntı kelimeler şeklinde bilinen ilk örneklerine rastlanan Türk dili, coğrafya olarak Moğolistan ve Çin içlerinden Avrupa’nın ortalarına, Sibirya’dan Hindistan ve Kuzey Afrika sahasına kadar yayılmış olan Türk dilinin tarihidir. Günümüzde Asya ve Avrupa kıtalarında konuşulan ve yazılan Türk yazı dilleri ve bunların ağızlarının tarihî süreçlerini kapsar.

Türk dilinin tarihî devirleri, alt devirleri dünya çapında çeşitli çalışmalarda anlatılmıştır. Altay devri, Türk dilinin kaynağı olarak belirtilir. Dilin ailesi de zaten bu sebeple aynı adla (Altay) anılır. Günümüz yazı dilleri ve onların ağızlarına gelinceye kadar birçok devir yaşanmıştır. Bu devirleri belirtmek üzere yapılan nitelikli çalışmaların toplamını da veren Ahmet Bican Ercilasun’un eserinde, Türk dilinin tarihten günümüze devirleri tabloyla gösterilmiştir.[2]

Bugün yaklaşık 220-250 milyon konuşuru bulunan Türk dili, Moğol ve Mançu-Tunguz dillerinin de yer aldığı Altay dil ailesinin en fazla konuşura sahip koludur.

19’uncu yüzyıl sonlarına doğru yoğunluk kazanan araştırmalarla Altay dilleri olarak adlandırılan Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Kore dilleri ile Fin-Ugor dilleri olarak anılan Fin, Macar ve Samoyed dillerinin Ural-Altay adında bir dil ailesi oluşturduğu düşüncesi, yeryüzünde genel kabul görmüş bir kuramdı. Ancak, 20’nci yüzyılın ikinci yarısından beri yürütülen dil bilimi araştırmalarıyla Ural ve Altay dillerinin bir dil ailesi oluşturamayacağı düşüncesi yaygınlaşmaya başladı. Fin, Macar ve Samoyed dilleri ile Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Kore dilleri arasında benzerlikler bulunuyordu ama bu benzerlikler bir dil ailesi oluşturmaya yetecek ölçüde bir kaynak dilden miras kalan ortak dil ögesi içermiyordu.

Bugün artık yeryüzü dil bilimi çevrelerinde Türk, Moğol ve Mançu-Tunguz dillerinin oluşturduğu Altay dil ailesi, genel kabul görmektedir. Bununla birlikte Kore ve Japon dillerinin bu dil ailesinde yer alıp almadığı üzerine tartışmalar sürmektedir. Bu iki dilin Altay dil ailesine ait olmaları durumunda da, Türk dilinin Altay dil ailesinin en çok konuşura sahip kolu olduğu gerçeğini değiştirmez.[2]

Türk yazı dilinin tarihi VII ve VIII. yüzyıllarda Orhun vadisinde dikilmiş olan yazıtlarla başlar. Gerek Orhun Yazıtları’nda kullanılmış olan gelişmiş ve işlek dil gerekse komşu ülke kaynaklarında yer alan bilgiler, Türk yazı dilinin başlangıcının çok daha eskiye gittiğini gösterir. Yakın dönemde bulunan yeni yazıtların okunması Türk yazı dilinin tarihini daha da gerilere götürmemizi sağlayacaktır. Çin yıllıklarındaki bir Hun ağıtına ait iki dize ile birkaç kelime MS 4’üncü yüzyıl Türkçesi hakkında fikir vermektedir. Ancak, edebi metin niteliğindeki ilk büyük metinler Tonyukuk (725), Bilge Kağan (731) ve Köl Tigin (732) adına dikilmiş olan Göktürk Yazıtları’dır. Türk dilinin ilk sözlüğü ve dil bilgisi kitabı Divanü Lugati’t-Türk ise 1072 yılında Kâşgarlı Mahmut tarafından yazılmıştır. Yaklaşık 9 bin sözü içeren eser, yalnızca bir sözlük, yalnızca bir dil bilgisi kitabı değil, aynı zamanda Türk yazı dilinin ve ağızlarının ele alındığı, kültür değerlerinin kayda geçirildiği abidevi bir kaynaktır. Kâşgarlı Mahmut; Karahanlı, Uygur, Oğuz, Kıpçak, Kırgız ve diğer akraba topluluklarının söz varlığını bir araya getirerek hazırladığı eserine Divanü Lugati’t-Türk, yani Türk Lehçeleri Sözlüğü adını vermiştir. Kâşgarlı Mahmut’un yirmiyi aşkın yazı dilini ve ağzını Türk adı altında toplaması, bilimlik bir gerçekliği ortaya koymaktadır. Büyük ölçüde ortak dil ögelerine dayanan bu yazı dilleri ve ağızlar, zaman içerisinde kendi iç gelişmelerini sürdürerek bugün yazı dilleri ve resmî diller hâline gelmişlerdir.[2]

Türk dilinin coğrafyası

Türk dilleri, Doğu ve Güneydoğu Avrupa, Batı, Orta ve Kuzey Asya gibi büyük bir coğrafyaya dağılmıştır. Bu bölge Balkanlar'dan Çin'e, İran'dan Kuzey Denizine kadar uzanır. Asya'nın yaklaşık otuz ülkesinde en az bir Türk dili, sözünü etmeye değer yaygınlıkta konuşulur. Bunun yanında Almanya'nın yaklaşık %1.8'i Türkçe konuşabilmektedir.

19’uncu yüzyılda Türkolog Á. H. Vámbéry, Türk dilinin yayılma alanının genişliğini yaptığı gezi sırasında görmüş ve Balkanlardan Mançurya’ya kadar yolculuk yapacak bir kişinin Türk dilini bilmesi durumunda bu yolculuğunu en kolay bir biçimde yapabileceğini; zira bu topraklarda en geçerli dilin Türk dili olduğunu söylemişti.[kaynak belirtilmeli] Bugün bu alan daha da genişlemiştir.[kaynak belirtilmeli] Özellikle 1960’lı yıllardan itibaren çalışmak ve okumak başta olmak üzere çeşitli nedenlerle sanayileşmiş Avrupa ülkelerine Türklerin göçmesi sonucunda Türk dilinin yayılma alanı Balkanları da aşarak Atlas Okyanusu kıyılarına ulaşmıştır.

Türk dili, yoğunluğu Orta Asya ve Orta Doğu’da bulunan ve en azından son bin yıldır yerleşik halklar hâlinde olan; Türkiye Cumhuriyeti, eski Sovyetler Birliği’nden bağımsızlaşmış Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan gibi Türk cumhuriyetleri, Balkan ülkeleri, Rusya, İran, Irak, Afganistan, Çin gibi devletler içinde konuşma dili veya yazı dili olarak yaşayan yirmi yazı dili koluna ayrılmaktadır.

Orta Çağ ile Yeni Çağı Osmanlı İmparatorluğu ve Altın Ordu Devleti gibi büyük coğrafyalara yayılan siyasi birlikler içinde yaşayan bu Türk toplulukları, 20’nci yüzyıl ilk çeyreğine kadar etkili olan klasik yazı dilleri Osmanlıca ve Çağataycanın birleştirici karakteriyle güçlü bir yazılı edebiyat ve millî bir halk edebiyatı geliştirmiştir. Dil mirasının çok büyük bir kısmını oluşturan sözler, atasözleri, deyimler ve temel kavramlar bu Türk topluluklarının dillerinde ortaktır.[2]

Türk dilinin bu ortak ve bütünleştirici özelliği, konuşma dillerindeki, ağızlardaki farklılıklarına karşın yazılı çeşitli lehçeleri, farklı konuşma dilleri bulunan Arapçanın, Çincenin veya Hintçenin durumu ile benzerlik göstermektedir.[kaynak belirtilmeli] Bu dillerin içinde alt diller olarak gelişen birçok farklı ağza karşın tek bir dilin olması gibi, Türkçe de Sovyetler Birliği’nin özel siyasi şartları altında farkları yapay olarak artırılmış yazı dillerine ayrılmıştır.[kaynak belirtilmeli] Bu yazı dilleri Türkçe, Azerice, Türkmence, Özbekçe, Kazakça, Kırgızca, Tatarca, Başkurtça, Uygurça, Gagavuzca, Karakalpakça, Kumukça, Karaçayca, Balkarca, Nogayca, Hakasça, Altayca, Tuvaca ile Çuvaşça ve Yakutçadır.

Öte yandan büyük çoğunluğu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve Avrupa Birliği ülkelerine yerleşen yaklaşık 6 milyon Türk kökenli birey bulunmaktadır. Avrupa Birliği üyesi olmayan bazı Avrupa ülkelerinde de önemli ölçüde Türk nüfusu bulunmaktadır. Bu nüfusun önemli bir kısmı, yaşadığı ülkenin vatandaşıdır. Ayrıca Avrupa Birliği’nin yeni üyelerinden Romanya’da, özellikle de Bulgaristan’da bu ülkelerin vatandaşı olarak çok sayıda Türk yaşamaktadır. Makedonya, Kosova gibi diğer ülkelerdeki yerleşik Türklerle birlikte bütün Avrupa kıtasındaki Türk nüfusun 7 milyonu aştığı düşünülmektedir.[kaynak belirtilmeli] Avrupa’daki bu nüfusun tamamının dili Türkçedir. Bu ülkelerde Türkler tarafından yayımlanan gazeteler, dergiler, kitle iletişim araçları Türkçeyi kullanmaktadır.[2]

Çeşitli devirlerde Arabistan yarımadasındaki ve Kuzey Afrika’daki ülkelere; Güney ve Kuzey Amerika kıtasında başta ABD olmak üzere çeşitli ülkelere ve Avustralya’ya yerleşen konuşurları sayesinde, bugün Türk dili dünyanın dört bir köşesinde yaşayan, konuşulan, kullanılan dil konumuna ulaşmıştır. Uydudan yapılan radyo ve televizyon yayınları, ağ evresinde yayıncılık, yurt dışında da yayımlanan gazetelerimiz ve dergilerimiz, öğretim kurumları ve kurslar aracılığıyla bugün Türk dili yeryüzünde etkin bir biçimde işlevini sürdüren dil konumuna ulaşmıştır.[2]

Bugünün dünya siyasi haritasına bakıldığında farklı yönetimler altında ama sınırdaş ülkelerde yaşayan ve birbirine çok benzer dilleri konuşan Türk soylu halkların dil benzerliğinin yanı sıra çok büyük ölçüde kültür benzerlikleri gösterdiği bilinen bir gerçektir.[kaynak belirtilmeli] Anadolu’daki bir halk türküsü Balkanlarda, Orta Doğu’da, Kafkaslarda hatta Orta Asya’da bilinmekte, dinlenmekte ve söylenmektedir.[kaynak belirtilmeli] Türk mutfağının sevilen yemeği mantı, boyutları ve adı değişse de Sibirya’dan Çin’e, Orta Asya’dan Anadolu’ya ortak özellikler gösterir. Nasrettin Hoca’nın ünü ve fıkraları Türk soylu halklar arasında yayıldığı gibi, aynı topraklarda komşu uluslararasında da yaygınlaşmıştır. Ancak Türk dili konuşurları arasında en dikkat çekici benzerlik söz varlığında ve biçim özelliklerinde kendisini göstermektedir.[2]

Dünya da birçok ülkede bağımsız olarak yürütülen akademik Türkoloji çalışmalarının sonuçlarına göre,[kaynak belirtilmeli] bu Türk yazı dilleri, sözlük bilimi ölçeklerine göre sıralanan söz varlığı verilerine göre birbirinin ses dengi hâlindeki sözlere sahiptir. Hiçbiri yabancı dillerden alıntı olmayan temel söz varlığı sayesinde Türk toplulukları araya bir başka iletişim aracı koymadan kendi dilleri aracılığıyla birbirleriyle anlaşabilmektedir.[kaynak belirtilmeli]

Bütün bu yazı dillerinde ve lehçelerde sayı adları, zamirler, fiiller ortaktır. Atlas Okyanusu kıyılarından Çin’in içlerine kadar uzanan topraklarda 220 milyon insan bir, iki, üç, dört/tört, beş, altı, yedi/yeddi/ceti, sekiz, dokuz/tokuz, on diyerek saymaktadır. Birkaç sayı adındaki küçük ses değişikliği dışında bütün sayı adları tam bir ortaklık gösterir. Lehçeler arasındaki bu ses farklılıkları genel farklılıklardır ve düzenli olarak diğer sözlerde de görülürler.[2]

Türk lehçelerinde fiillerde de büyük ölçüde ortaklık olduğu bilinmektedir. Varolan örneklerin yanı sıra, Türk yazı dillerinin sözleri, birbirinden kimileyin tek bir sesin değişkenliği ile ayrılmaktadır. Türk dilinin bu kollarının bağımsız sınırlara sahip ülkelerde yazı dilleri olarak kullanılması, onları birbirinden bağımsız olmayan diller halinde kabul etmemize imkân verir.[2]

Bu dillerin söz dizimi de aynı yapılık özelliği göstermektedir. Tamlamada tamlayan daima tamlanandan önce gelmektedir. Cümlede ögelerin dizilişi de:

özne + tümleçler + yüklem

biçimindedir. Gagavuzca ve Karayca gibi az sayıda lehçe dışında bütün Türk lehçelerinde söz dizimi benzerliği kendini göstermektedir.


Sınıflandırma

Yüzyıllar boyunca, Türkçe konuşan halklar yoğun bir şekilde göç etmiş ve sürekli iç içe geçmişlerdir ve dilleri karşılıklı olarak ve özellikle İran, Slav ve Moğol dilleri olmak üzere çevredeki dillerle temas halinde olmuştur.

Bu, her dil ve/veya dil grubundaki tarihsel gelişmeleri gizlemiştir ve sonuç olarak, Türk dillerini sınıflandırmak için çeşitli sistemler bulunmaktadır. Türkçenin modern genetik sınıflandırma programları hala büyük ölçüde Samoiloviç'e (1922) borçludur.

Türk dilleri altı bölüme ayrılabilir:

  • Ortak Türk
    • Güneybatı (Oğuz Türkçesi)
    • Kuzeybatı (Kıpçak Türkçesi)
    • Güneydoğu (Karluk Türkçesi)
    • Kuzeydoğu (Sibirya Türkçesi)
    • Arghu Türkçesi
  • Ogur Türkçesi

Bu sınıflandırmada, Uğur Türkçesi de Lir-Türkçesi olarak adlandırılır ve diğer dallar Shaz-Türkçesi veya Ortak Türkçe adı altında ele alınır. Bu iki ana Türk türünün gerçekte ne zaman birbirinden ayrıldığını varsaydığı açık değildir.

Daha az kesin olarak, Güneybatı, Kuzeybatı, Güneydoğu ve Oghur grupları ayrıca Batı Türkçesi, Kuzeydoğu, Kırgız-Kıpçak ve Arghu (Khalaj) grupları olarak da Doğu Türki gösterilebilir.

Coğrafi ve dilbilimsel olarak, Kuzeybatı ve Güneydoğu alt gruplarının dilleri orta Türk dillerine aittir, Kuzeydoğu ve Hece dilleri ise çevre dilleridir.

Hruschka ve ark. (2014), fonolojik ses değişimlerine dayanan Türk ağacını hesaplamak için hesaplamalı filogenetik yöntemleri kullanmaktadır.

Üyeler

Proto-Türk Ortak Türk Güneybatı Ortak Türkçesi (Oğuz)

upright=0.45|frameless

 
Batı Oğuz
Doğu Oğuz
Güney Oğuz
(Arghu)  
Kuzeybatı Ortak Türkçesi (Kıpçak)

upright=0.45|frameless

 
Batı Kıpçak
Kuzey Kıpçak (Volga-Ural Türkçesi)
Güney Kıpçak (Aralo-Hazar)
Güneydoğu Ortak Türkçesi (Karluk)

upright=0.45|frameless

Batı
Doğu
Kuzeydoğu Ortak Türkçesi (Sibirya) Kuzey Sibirya
Güney Sibirya Sayan Türkçesi
Yenisey Türkçesi
Chulym Türkçesi
Altay Türkçesi[5]
  • Altay Tuba, Qumanda, Qu, Teleut, Telengit gibi Oirot ve lehçeler
Ogur    

(soyu tükenmiş)

Kaynak

  1. Hammarström, Harald; Forkel, Robert; Haspelmath, Martin; Bank, Sebastian, eds. (2016). "Turkic". Glottolog 2.7. Jena: Max Planck Institute for the Science of Human History. 
  2. 2,0 2,1 2,2 2,3 2,4 2,5 2,6 2,7 2,8 2,9 wiki
  3. Khalaj, Oğuzca ile çevrilidir, ancak onu Oğuzca olarak sınıflandırmayan bir dizi özellik gösterir.
  4. Kırım Tatarı ve Urum, tarihsel olarak Kıpçak dilidir, ancak Oğuzların dilinden ağır şekilde etkilenmiştir.
  5. 5,0 5,1 5,2 "turcologica". 22 February 2017 Alınmıştır. 
  6. Tura, Baraba, Tomsk, Tümen, Ishim, Irtysh, Tobol, Tara vb. Kısmen farklı kökenlerdendir (Johanson 1998) [1]
  7. Sapan. Tarihsel olarak Güneybatı'dan (Oğuz) geliştirilmiş (Johanson 1998) [2]
  8. Aini çok büyük Farsça kelime bileşeni içeriyor ve neredeyse yetişkin bir erkek tarafından, neredeyse bir kripto gibi konuşuluyor.
  9. Coene 2009, p. 75
  10. Coene 2009, p. 75
  11. Concise Encyclopedia of Languages of the World. Contributors Keith Brown, Sarah Ogilvie (revised ed.). Elsevier. 2010. p. 1109. ISBN 978-0080877754. 24 April 2014 Alınmıştır. 
  12. Johanson, Lars, ed. (1998). The Mainz Meeting: Proceedings of the Seventh International Conference on Turkish Linguistics, August 3–6, 1994. Turcologica Series. Contributor Éva Ágnes Csató. Otto Harrassowitz Verlag. p. 28. ISBN 978-3447038645. 24 April 2014 Alınmıştır. 

Burdaki yer alan bilgiler en:Turkic languages sayfası'ndan çevirilerek edinilmiştir.

"Bilgibank.tk" adresinden alınmıştır.